Loading...

Dijital Nesil Neden Bitkilerle İlgilenmeyi Seviyor? Gençler için Ev bitkilerinin faydaları

Eskiden çiçek yetiştirme, emeklilik veya ileri yaşlarla bağdaştırılan bir durumdu. Artık durum farklı! Hem Türkiye’de hem dünyada evde bitkilerine bakan, bahçesi varsa sebzesini yetiştiren gençlerin sayısı artıyor. Internet çağında büyüyen, vakitlerinin önemli kısmını bilgisayar, cep telefonu ve tablet ekranlarında geçiren milenyum ya da Y kuşağı (1981-1996 arası doğanlar), doğaya yakın duran bir nesil. Balkonsuz 1+1 stüdyo dairede yaşasa da bu durum onlar için bir engel değil. Gençler için ev bitkilerinin faydaları…

  • Özgür hissettiriyor
  • Doğa ana ile bağ kuruyor
  • İlham alıyor
  • Eğlenceli buluyor
  • Terapi gibi geliyor
  • Başarma duygusunu tetikliyor

Web sitemin 2020 istatistiklerine baktığımda sevinçle gördüm ki ziyaretçilerimin büyük kısmı 25-35 yaş arası genç yetişkinlerden oluşuyor. Bu, salgının tetiklediği bir durum değil, son birkaç yıldır zaten çevremizde gözlemliyorduk.

Bahçecilik konusunda araştırmalar yapan gardenresearch.com’da 2016 araştırmasında 6 milyon kişinin yüzde 80’i bahçede bitki yetiştirmeyi o yılın öncelikli işi olarak göstermiş. Onlar Y kuşağı gençleri! Bahçeli evde yaşayanlar çalıştıkları için ebeveynleri kadar vakit bulamasalar da bir şeyler ekebiliyor. Bahçesi olmayanlar veya bahçede sebze ekimi ile ilgilenemeyecek olanlar evde çiçek yetiştirmeyi tercih ediyor. Bu yüzde 80’lik kesimden bahsediyorum.   

Genç nesillerin bahçeciliğe ilgisini görmek için sadece Instagram’a göz atmak bile yeterli. Çiçeksiz bir hayat düşünemeyen, ekip biçen, hatta yaşam tarzını bu doğrultuda düzenleyen, şehirdeki evinin bahçesinde çeşit çeşit sebze yetiştiren, balkonunda büyüyen çileklerini sevinçle sergileyen çok sayıda genç insan olduğunu görüyorsunuz. İstanbul’dan, İzmit’ten, Bursa’dan, Türkiye’nin her yerinden…

İngiltere’de sebze ekmek için tarla kiralama konusunda son zamanlarda bekleme listelerinin uzadığını okudum ve sevindim. Bekleme süresinin 10 yıla vardığı araziler var! Başvuranların önemli bir kısmı da şehirde yaşayıp çalışan 18-35 yaş arası genç kesim. Ayrıca araba kullanmayan gençlerin evlerinin önünde veya arkasında araba park etmek için ayrılan kısımları konteyner ile küçük ekim alanlarına dönüştürdüğü de gözlenmiş. Bitki tasarımlarında “yok artık” denilebilecek alanların yeşil birer vahaya dönüştürülmesi, dikey bahçeler vs. Bunlar hep genç tasarımcıların işi 🙂    

Genç bir arkadaşım yoğun çalışıyor ama bitkilerine de vakit ayırıyor. Sebebini sordum. “Zihnimi dinlendiriyor. Baskı yok, karışan yok. Tamamen benim elimde. Seviyorum ilgilenmeyi seviyorum. Eve geldiğimde bitkilerimi tek tek kontrol ederim, bir merhaba derim. Şirketteki masama da götürdüm iki saksı’” diyor. 

Genç kuşakların bu konuda ebeveynlerinden etkilendiklerini düşünmüyorum, içlerinden öyle geldi, kendileri keşfetti, kendileri tasarladı. Hatta X kuşağı onlardan öğreniyor bence. Önceki nesillerden bambaşka bir tutku hissediyorlar. Yine de anneanne ve babaannelerinin bitki yetiştirmesi ile ilgili güzel anıları mutlaka vardır.

Bahçeciliğe ilgileri, büyüklerimizinki ile benzer sebeplere dayanmakla beraber burada kendi nesillerinin özellikleri de ön plana çıkıyor. Ben de konuyla ilgili araştırma sonuçlarından bahsederken milenyum kuşağının özgür ruhlarını dikkate aldım:) Tamamen subjektif bir liste bu. İşte gençler için ev bitkilerinin faydaları:

1-Özgür hissettiriyor

Çalışan genç yetişkinler için bahçecilik, stresten ve ekrandan uzaklaşıp keyifli bir mola, aynı zamanda özgürlüğünü ve bireyselliğini vurgulayan bir eylem. Bu değerlerini beslemiş oluyor.

2-Doğa ana ile bağ kuruyor

Gezegenin geleceği ile ilgili endişe duyuyor ve bu konuda bir şeyler yaparak katkıda bulunmak istiyor. Ona teşekkürünü bu şekilde sunarken verici olanın her zaman doğa olduğunun da farkında. Doğa olmazsa kendisinin de olmayacağını biliyor ve bahçecilikle uğraşmayı toprağa duyduğu minnetinin bir ifadesi gibi görüyor. Ayrıca gözlemlerini hayat derslerine dönüştürecek incelikte bir ruha sahip.

3-İlham alıyor

Ev bitkilerinin faydaları arasında yaratıcılığı desteklemesi de önemli. İlham Farklı bir saksı kullanmak, çiçeğin yerini değiştirmek, minik bir cennet bahçesi oluşturmak… Yaratıcılığını tetikliyor.

4-Eğlenceli buluyor

ABD’de güncel araştırmalar gösteriyor ki hobi olarak bahçeciliği tercih eden gençlerin oranı artıyor. Evde bitki yetiştirmekten çit bakımına, alternatifleri çok ve kolayca ulaşılabilir. Ayrıca stres azaltıcı, vücudu çalıştırıyor ve doğa ile ilgilenmek keyif veriyor.

Ergenlik dönemine giren çocuklarda da olumlu sonuçlar gözlenmiş. Bahçe işleri ile ilgilenen ergenler farkında olmadan spor yapıyor (ekranlardan biraz uzaklaşmaları için harika bir fırsat) ve anne babaları ve kardeşleri ile daha yakın iletişim kuruyormuş. Aynı durum gençlerde de gözlemlenmiş.

Yine ABD’de, bahçe aktivitelerine katılan ilkokul 5. sınıf öğrencilerinin, katılmayan arkadaşlarına göre fen testlerinde daha başarılı olduğu ortaya çıkmış. Ayrıca çevre konusundaki farkındalıkları artmış.

Bu olumlu sonuçların elde edilmesinin en önemli sebebi: Çocuk ve gençlerde sorumluluk duygusunu geliştirmesi. Öğrenci, sebep-sonuç ilişkisini ve doğadaki döngüyü öğreniyor: Sulamazsan ölür. Işık alırsa büyür, tohum fidana dönüşür gibi.

Yetiştirdiği ürünü hasat etmesi öz güvenini de artırıyor. Fen bilimleri ile ilgili araştırma ve keşfetme güdüleri tetikleniyor. Bir bahçenin nasıl ekildiği, ürünlerin nasıl büyüdüğünü görmek içinde doğa sevgisinin büyümesini sağlıyor. Belki de bugünün yaratıcı tasarımlarını yapan gençler bilimi keşfederek ve doğa sevgisi ile büyüyen bu çocuklar…     

5-Terapi gibi geliyor

Artık tıp dünyası da açıkça tavsiyede bulunuyor, doğada olmayı ve bitki yetiştirmeyi. Zihinsel olarak tedavi edici özellikte olduğunu kabul edip adına “Horticultural Therapy” diyorlar. Özellikle anksiyete ve depresyon için bu tedavi kullanılıyor.

Gençler için ev bitkilerinin faydaları konusunda Hollanda’da yapılan araştırmada iki gruba yorucu ve stresli bir görev verilmiş. Ardından ilk grubun 30 dakika bitkilerle uğraşması sağlanmış, diğer gruptakiler de kitap okumuşlar. Bu aktiviteler sonucunda stres hormonu kortizol seviyesi hangi grupta daha düşük çıkmış, tahmin etmek zor değil 🙂 Stres hormonunun düşük seviyede olmasının en büyük faydalarından biri, bağışıklık sistemini desteklemesi! Aman bağışıklığımız güçlü olsun diye uğraştığımız -ki bu da ayrı bir stres yaratabilir bünyemizde- böyle bir zamanda harika bir gelişme.

16 yaş ve üzeri kişilerde yapılan yıllar süren uzun bir araştırmada, toprakla ilgilenmenin demans riskini yüzde 36 azalttığı görülmüş ama konumuz gençlerin bitkilere olan ilgisinin sebepleri olduğu için detaylara girmeyeyim.    

Bitki yetiştiriciliği bir nevi “Mindfulness” eylemi. Anda kalmamızı sağlıyor. Görüyoruz, toprağın kokusunu alıyoruz, dokunuyoruz… Toprağını havalandırmak, kuru yapraklarını ayıklamak rahatlatıyor. Her şeyin hızla koşturduğu bir dünyada yavaşlayabildiğimiz bir alan veriyor bize. Bunu genç nesiller çoktan keşfetti ve uyguluyor!   

6-Başarma duygusunu tetikliyor

Bakımını yaptığı, sabırla emek verdiği bitkinin büyüdüğünü görmek, yeni bir yaprağın gelişine tanık olmak öz güveni ve yeterlilik duygusunu artırıyor. Amaç bu olmasa da, bu durum iş hayatında üstlendiği projelere de olumlu yansıyor.

Gençler Ev Bitkileriyle İlgili En Çok Neleri Seviyor?

Kendi yiyeceklerini yetiştirmek istiyorlar.

Internette röportajları okurken birçok gencin sadece bitki yetiştirme ile yetinmeyip onunla beslenmek amacı taşıdığını görüyorum. ABDli ödüllü bahçe tasarımcısı Courtney Goetz, Amerikalı gençlerin pencere kenarlarında, balkonlarında saksıların içinde taze nane, limon otu, maydanoz, bezelye, domates yetiştirmeyi ve onlarla yemek yapmayı eğlenceli bulduğunu hatta arkadaşlarına da dağıttığını söylüyor. Seattle’da düzenlenen bir bahçe festivali ile ilgili bir haberde, ağırlığını gençlerin oluşturduğu katılımcıların, bahçelerinde taze yetiştirdikleri ürünlerden gurme yiyecekler hazırlayıp tattıracakları yazıyordu. Hem teşvik edici, hem eğlenceli. Şuna ne dersiniz? Balkonda yetişen domateslerin olgunlaşması, dostları yemeğe çağırıp kutlama yapmaya değer bir sebep! Doğrusu çok imrendim.

Genç yetişkinlerin sebze yetiştirmeye yönelmelerinin ikinci sebebi de sağlıklı ve doğal (bazıları için vegan) beslenme olarak görülüyor.

Bir şeyler yetiştirmek isteyip de yeri dar olanlar için, dış mekân bitki satışı yapan yerler, farklı sebzelerin aynı anda yetişmesine imkân veren kompakt çözümler sunuyorlar. 

Sedum ve sukulent bitkilerine bayılıyorlar.

Böyle etli etli yaprakları, dayanıklılığı, istediği şartlar sağlandıktan sonra her tür saksıda veya potta kolayca yetişebilmesi… Sanırım bu özellikler beni olduğu kadar genç arkadaşlarımızı da cezbediyor ki tasarımlarda en çok tercih edilen bitkiler arasında geliyor sukulent türleri. Gelin buketlerinden dekorasyona kadar…

Bakımlarını severek üstleniyorlar.

Anne baba olmayı erteleseler de evcil hayvan ve bitkilerinin sorumluluğunu severek üstlenen bir nesilden söz ediyoruz. Öyle ki Türkçede evlat edinmek anlamına gelen “Adopting” sözcüğünün, sosyal medyada “bitki evlat edinmek” şeklinde çok sık kullanıldığını görüyorum. Genç beyaz yakalı çalışanlar bitkilerine isim koyup ofise götürüyor ve tatile gittiklerinde çiçekleri susuz kalmasın diye bitki bakıcısı (plant sitter) bile tutuyorlarmış. Bizde o işi komşularımız yapıyor.

Yaratıcı saksılardan ilham alıyorlar.

İçindeki bitki kadar saksı da ön plana çıktı. Aşk merdiveni (eğreltiotu), paşa kılıcı, kurdele çiçeği, orkide, palmiye türleri, para çiçeği, dracaena gibi bildiğimiz bitkiler, farklı potlarda bambaşka bir havaya bürünüyor. (Görsel-Chi collection) Kendi satışlarımdan biliyorum, gençler hediye etmek için de tercih ediyor.

Kavramları yeniden tanımlıyorlar.

Biz bahçecilik deyince dışardaki büyük yeşil alanları, bahçe aletlerini ve çamurlu botları düşünüyoruz. Ama büyük şehirde yaşayan birçok genç insan için bahçecilik evin içinde böyle bir köşeden ibaret. Bu olumsuz bir durum değil onlar için. Değişen yaşam koşullarına göre tanımlar da değişebiliyor.

Bazıları susuz çalışan veya suyu önceden koyduğunuz “Kendi sebzeni yetiştir” tarzı yeni nesil cihazları da unutmamak lazım. Milenyum nesli fazla zaman ve enerji harcamadan kendi sebzesini yetiştiriyor, tatile de gönlü rahat gidiyor.

Ev ve otel gibi iç mekânlar için tasarlanan dikey bahçeler de yeni nesille gelen değişikliklerden biri. Nüfus arttıkça küçülen alanlar için düşünülmüş, yeniden yorumlanmış pratik “bahçecilik” örnekleri…

Özgür ruhları besliyor, yaratıcılıklarını artırıyor, bir bahçe olmadan doğayla bağ kurma fırsatı veriyor, aynı zamanda havayı temizliyor. Bütün bu sonuçlara az bir zaman ve çaba harcayarak -çünkü yoğun çalışıyor- ulaşabiliyor. 2050’ye kadar dünya nüfusunun üçte ikisinin şehirlerde yaşayacağı ön görüsünden yola çıkarak bu yeni tanımlamalara, yeni yorumlamalara alışsak iyi olacak.

Peki, çalışma biçimleri ve ekonomik koşullar el verdiğinde genç nesiller yaşadığı şehri terk edip doğa ile iç içe yaşamayı tercih eder mi? Neden olmasın?

Bunları da beğenebilirsiniz